Dişi enerji ve doğum

Günümüzde pek çok kadın doğum süreci hakkında bilgisiz. Özellikle eğitim durumu yükseldikçe bu bilgisizlik daha da göz çarpar hale geliyor. İlginç değil mi? Özellikle iş hayatında çalıştıkları mevki ne kadar yüksekse, 7/24 eril enerjinin hakim olduğu bu dünyanın içinde doğum şekilleri de sezaryene doğru kayıyor diye düşünüyorum. Sanırım erkek enerjinin egemen olduğu iş hayatı kadınlara dişiliklerini unutturuyor. Bilge ve en derin tarafımız, duygusal, sezgisel ve ilham dolu kadın iş hayatı içinde sertleşiyor. Hal böyleyken doğuma hazırlanmak için dişil tarafımızı beslemenin ne kadar önemli olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Doğuma hazırlanmak sadece kitap okumak, doğuma hazırlık kursuna gitmekle olmuyor. İçindeki yaratıcı kadını beslemek, onunla iletişime geçmek için harekete geçmek en az okuyarak ya da doğuma hazırlık eğitimlerine katılarak öğreneceğin bilgiler kadar değerli.

 

Doğuma hazırlanan eril ve dişi enerji

Dişi enerji dendiğinde aklınıza sadece kırmızı ruj sürmüş, topuklu ayakkabılarıyla dolaşıp etrafıyla flört eden kadınlar gelmesin. Dişi ve eril enerji erkek kadın fark etmeden hepimizde olan içsel kaynaklardır. Dişi dendiğinde sadece kadına ait bir hal gibi gelmemelidir. Örnek vermek gerekirse, bir yazara kitabınının ilhamını dişi tarafı verirken, eril tarafı harekete geçerek o ilhamı kelimelere dökmeye ve gidip bir yayınevi ile anlaşmaya yardım eder. Doğuma hazırlık kursuna gitmek ve doğum hakkında bilgilenmek eril tarafımızın yönettiği bir süreçken, eğitimin içindeki meditasyon, nefes ve gevşeme tekniklerinin güçlendirdiği dişi enerjimizdir. Doğuracağın hastaneni seçmen, doğum tercihleri mektubunu oluşturman, sana doğumda destek olacak kişiyi arayıp bulman, hastane çantanı hazırlaman eril tarafın işleriyken, doğum sürecinin tümü yani doğum dalgalarına teslim olman, doğum sürecinde içindeki vahşi kadını açığa çıkartman, içgüdülerini dinleyerek hareket etmen dişi tarafının uyanmasıyla olabilir. Dişi enerji yaratıcı enerjinin kaynağıdır ve tümüyle sevgidir.

 

Bedenini sevmek, ona iyi bakmak, onu hissetmek ve onun farkına varmak doğuma hazırlanmanın en önemli adımıdır. Doğum cinsel bir süreçtir ve kendi cinselliğinden utanan, vajina, meme demeye çekinen bir kadının dönüp bir kendisine bakması gerekir. Utanarak doğum olmaz. Mahremiyetin sağlanmasının en önemli amacı zaten kadının kendini en özgür haliyle bırakmasına yardımcı olmak değil midir? Bu mahremiyet içinde, kadın doğumda dişil tarafını tamamen ortaya çıkarttığında, o doğum su gibi akar. Zaten bedende salgılanan tüm doğum hormonları anne adayının içinden bu tanrıçayı çıkartmak için uğraşır.

dişi enerji ve doğum

 

Kadın dünya üzerinde yaşayan en büyük yaratıcıdır

Kendimizi nedense hep küçümsüyoruz. Kendimize hiç güvenmiyoruz ve sonra da doğurmak için başkalarının bize güvenmelerini bekliyoruz. Başkalarından medet umuyoruz. Doktorum beni normal doğurtacak dediğin anda olay bitiyor. Ben doğuracağım, doktorum, ebem, doulam, eşim, kardeşim vs. bana destek olacaklar, ben ve bebeğim için yanımda olacaklar demek ve doğuma kadar zihin yapısını böyle oluşturmak ve güçlendirmek en doğrusudur.

Bir şey çok tekrarlandıkça sıradanlaşır ya. Ne kadar mükemmel ve acayip derecede mucizevi olduğu lafta kalır da hayatın içinde yaşanmaz ya, bir bebeğin kadın rahmi içinde oluşması, büyütmesi, dünyada yaşamak için tamlaşması ve kadının onu doğurması da kanıksanmış ve biz kadınlar tarafından övünülecek, onurlandırılacak birşeyken korkulan, istenmeyen, kurtulunması gereken bir durum halini almış. Tabii bu eril enerjinin hakim olduğu bir dünyada yaşamanın, bebeklerimizi eril enerjinin hakim olduğu hastanelerde, dişi taraflarını hiç beslemeyen sağlık personellerinin yardımıyla doğurmamızın en büyük bedeli.

 

Kolay doğurmak ve doğuma yardımcı olmak için dişi enerjini yükselt

Bazen bir doğuma giriyorum, her şey o kadar mekanik oluyor ki doğum sonrası sadece herkesin sağlıklı olduğuna, anneyle bebeğin sağlıkla kavuştuklarına seviniyor insan. Beyaz ışıklar, hastane kıyafetleri, bir dolu insan, anneye şunu yap, bunu yap, ıkıııınnnn diye bağıran biri “bu tamam sonraki gelsin” gibi bir his bırakıyor insanda. Bunu da anlayabiliyorum, kimseyi kınamak ya da kötülemek değil amacım. Evet, çalışma şartları, gebe yoğunluğu, bilgisiz anne adayları hepsinin farkındayım ama aynı şartlarda çalışıp doğumlarını değiştiren insanlar var. Onları gördükçe dişi enerjinin hakim olduğu şefkatli doğumların artması en büyük isteğim oluyor.

Bu yazım 27 Ocak Çarşamba tarihinde Ht Hayattayayınlanmıştır.

Bu yazıyı paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrPin on PinterestShare on Google+Print this pageEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.