Doğum: Bir kahramanan yolculuğu

Doğum yaklaştıkça süreçle ilgili korkular ve endişeler de artmaya başlar ve biz onlarla yüzleşmek yerine üzerlerini örteriz, görmezden geliriz. “Zamanı gelsin yaparız bir şeyler” kıvamında çözümlerle doğum gününü beklenmeye başlarız. Ve aslında doğum süreci hakkında sorulan çoğu sorunun cevabı pek net değildir. Önemli olan o soruyu kendine sorduğunda verdiğin cevaplardır…

Doğum ne kadar sürecek? Ya çok uzun sürerse? 

 

Senin için uzun süre ne kadardır? Doğum kaç saatte biter, acaba bunu kim bilebilir? İlk doğumlar yaklaşık 11-12 saat sürebilir ama net olarak bir cevap vermek yanlıştır. Doğumun ne kadar süreceğini kimse bilemez. İkinci doğumlar daha kısa olabilir ama olmayabilir de… Doğum düşündüğünden daha uzun sürerse neler yaparsın? Neler sana yardımcı olur?

Doğum sancısı nasıl bir şeydir?  

 

Eminim etrafında acılı doğum hikayeleri anlatan pek çok kadın vardır. Bu güne kadar doğumla ilgili biriktirdiğin düşünceler ve hikayelerle sen doğum sancısından neler bekliyorsun? Doğum sürecinde hayal edebileceğin en yüksek sancıya bir numara versen 0-100 arası kaç olur? Gözlerini kapat ve hayal et; O ağrıyla baş etmek için neler yapıyorsun? Etrafında kimler var? Bulunduğun ortam nasıl? Her kadın için doğum sancısı farklı hissedilir ve tarif edilir. Belki sancı olmayacak, buna ne dersin?

Doğum sancısına nasıl dayanacağım? O süreçte bana neler iyi gelecek? 

 

Bedenin doğum yapmak için yaratılmış ve ağrıyla baş etmek için bu güne kadar fark etmeden kullandığın pek çok yöntem var. Onları araştırmaya, hatırlamaya ne dersin? Ve evet, kimse seni ilaçsız doğurmaya zorlamayacak. Elindeki yöntemleri denersin, doğum dalgalarıyla baş edemiyorsan epidural her zaman acil çıkış kapısıdır. Doğum sürecinde sana nelerin iyi geleceği hakkında düşünürken, bu güne kadar ağrı çektiğin zamanlarda (mesela regl ağrısı) sana nelerin iyi geldiğini düşünmek, iyi bir ipucu olacaktır. Sıcak su torbası, ılık duş, sessizlik, karanlık, belki loş ışık, az insan, hafif bir müzik, hareket…

Kendine soru sormaktan korkma! Aklına takılan düşünceleri, endişeleri, soruları görmezden gelmen, onları geçiştirmen seni doğum sürecinde bekleyen şeylere karşı hazırlıklı yapmayacak. Hamilelik süreci bir kaşifin yepyeni toprakları keşfetmesi gibi; senin de değişen bedenini, bebeğini ve duygularını keşfetmendir. Bu zorlamadan derinleşme, değişim ve içe dönüş aslında kadını doğal olarak doğum sürecine hazırlamaya başlar.

 

Doğum, doğurmak ve doğum sancısı ile ilgili inançlarımızı oluşturan ve günümüzde en çok kirleten; şehir hayatının hızına ve ehlileştirilmiş köle zihniyetine uyum sağlaya çalışan, bedenin bilgisindense teknolojiyi tanrılaştıran, her şeyin hızlıca ve zamanında (kime göre zamanında) olmasını kanun haline getirmiş, her yere koşturan ama bu sırada kendini unutan zavallı şehir insanıdır.  

Hamilelik seni yavaştır, duygularını, bedenini, kalbini, enerjini yumuşatır, büyütür ve açar… Bu her yönüyle açılan ve açıldıkça masumlaşan kadının hayatında ilk defa yaşayacağı ve etrafındaki diğer kadınlar tarafından fazlaca desteklenmeyen bir yola çıkması (normal doğum ve belki ağrı kesici almamayı denemek) korkutucu ve endişe verici bir süreç olabilir. Zaten bütün masallar böyle başlamaz mı? Kahraman her zaman önce zayıftır, bilmediği bir yolculuğa çıkmanın masumiyeti üzerindedir, kimse onun başaracağına inanmaz, yolculuktan korkar ama kocaman bir kalbi ve inancı vardır. Yürümesi gereken bu upuzun yolda onu ejderhalar, kötü kalpli cadılar, aç kurtlar, savaşlar bekler, ama tüm bu zorlukları aşarak sonunda amacına ulaşmak onun kaderine yazılmıştır.Kahraman aslında yürüdüğü yol boyunca kahraman olur. Yolun sonunda ulaştığı başarı ya da başarısızlığın (ki bu da aslında bizim kendimizle ilgili en derin inançlarımızdan gelir,) bir önemi yoktur.

Yolculuğunda karşılaştığı tüm zorluklar, umutsuzluklar, kötü kalpliler, şanssızlıklar ve vazgeçişler ya da vazgeçmeden yeniden denemeler onu kahraman yapar.

Hamilelik ve doğum da bir kahraman yolculuğudur. Hamile kaldığını öğrendiğin anda bu yolculuk başlar. Yol seni nerelere götürür, hangi zorlukla karşılaşırsın, doğum şeklin nasıl olur onları bilemem ama yürüyeceğin yolda her zaman kahraman olduğunu unutma ve kendini hiçbir zaman hafife alma!

02 Eylül 2015 Çarşamba tarihli Ht Hayatta yayınlanmıştır.

Bu yazıyı paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrPin on PinterestShare on Google+Print this pageEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.