Emzirmeden mamaya giden kısa yol

Lohusa olup da yenidoğan bebeği hakkında endişelenmeyen yoktur herhalde… Üşüdü mü, terledi mi, neden hapşırıyor, neden bu kadar az uyuyor ve en çok da acaba doydu mu, acaba sütüm ona yetiyor mu soruları yeni annenin aklını kurcalıyor… Özellikle ilk bebeğini doğuran annelerde genel olarak kendine güvensizlik, yetersizlik ve daha fazla endişe durumu olabiliyor. Bu yeteri kadar besleyebiliyor muyum, sütüm yetiyor mu endişelerinin sonunda çoğu zaman mama takviyesine başlamakla son buluyor.

Anne sütü yerine ya da anne sütünün yanına takviye olarak formül süt/mama verilmesine giden yolu kısaltan en önemli iki etkenin, lohusaya çevresindeki kişiler tarafından yeterli desteğin verilmeyişi ve doğum sonrası sağlık ekibi tarafından emzirme desteği yerine mama takviyesi önerilmesi olduğunu düşünüyorum. Zaten endişeli olan anne “mama ver ne olacak” diye düşünen kişiler tarafından 7/24 destekleniyorsa ve hastanede yarım ağız bile olsa “biraz sarılığı var mama verebilirsin” denildiyse anne bu duruma uzun süre direnemeyecek ve “bebeğinin sağlığı için en iyisini istediğinden?” mama takviyesine başlayacaktır.

Ve çıkmaz yola girildi! 

 

Biberonla mama alan yenidoğan daha fazla uyuyacak. Uyandığı zaman anne emzirmeye başlayacak ama “bu kadar uzun emzirme olmaz, sütün yetmiyor, memeyi emzik yaptı, çocuk aç” diyen destekçiler sayesinde mama takviyesi alan bebek uykuya dalacak. Ne güzel mışıl mışıl uyuyor. Biberonla ne kadar içtiğini görüyorsun. Bebek mamayı içince daha uzun uyuyor. Muhtemelen anne dışında herkes çok mutlu. Anne kendisini bebeği için yetersiz hissetmeye devam ediyor ve alıyor eline pompayı. Saat karşısında başlıyor sütünü sağmaya. Bir gözü saatte, kafada acaba bu sefer kaç cc çıkacak sorularıyla sonuç pek de iç açıcı olamıyor. Moraller sıfır…

Mama takviyesi alan bebekler daha fazla uyurlar ama bu durum mamayı yaklaşık iki saatte sindirdikleri içindir. Anne sütünün yarım saat içinde mideden bağırsaklara inişinin, anne sütü alan bebeklerin mama alanlara göre daha az uyumasının, dünyanın güneş etrafında 365 gün 5 saat 48 dakikada dönmesi gibi sorgulanamaz nedenleri vardır. Biz kadınlar olarak önce kendimize güvenmeli ve doğanın mükemmel bir parçası olduğumuzu kabul etmeliyiz. Kadın bedeni mükemmeldir. Saat gidi tıkır tıkır işler. Bebeği içinde büyütür, doğurur ve besler!

Stres dolu pompa macerası sonucu azıcık süt sağabildiğini gören anne artık iyiden iyiye bebeği için yeteri kadar süt üretemediğine inanır. Oysa pompa bebeğin memeyi sağması kadar mükemmel bir şekilde memeyi boşaltamaz. Bebeğin emdiği anlarda salgılanan sütü memeden dışarı atan hormonlar stres altında pompa yapan annede salgılanamaz. Bu ruh hali içinde pompa yaparak bol bol süt sağılabileceğini düşünmek mantıksız olur ama morali zaten bozulmuş olan anne bunun farkında değil.

 

Sütün çoğalsın istiyorsan bol bol emzir, bebek her istediğinde istediği kadar emzir! 

 

Özellikle ilk kırk gün bebek her istediğinde, istediği kadar emmesine, memede istediği kadar vakit geçirmesine izin verirseniz sütünüz o kadar artacaktır. İşin içine saatler, dakikalar girdiğinde işin doğası bozulur. Bedende her şeyin mükemmel bir dengesi vardır. Süt üretimi arz talep düzeniyle çalışır. Ne kadar süt çıkarsa, memeye o kadar süt dolacaktır.

Biz şehirliler her şeyin bizim istediğimiz zamanda, saati saatine, tam istediğimiz şekilde ve bir düzen içinde yürümesine o kadar alıştık ki yenidoğan bebekleri de  üç saatte bir on beşer dakika meme emecek, gaz çıkarılacak, alt değişecek, uyuyacak, üç saat sonra kalkacak ve aynı döngü devam edecek gibi hayal ediyoruz. Doğum sonrasına hiç hazırlanmadığımız, yenidoğanın gerçek özelliklerini bilmediğimiz için ilk günlerde yaşanılan şok, düzensizlik, uykusuzluk ve uzun süren emzirme süreleri bizleri şaşırtıyor. Ve tabii, mama alan bebekler şehirli annelerin hayal ettiği düzene daha fazla uyuyor.

İnsanlık tarihinin en başından beri kadınlar bebeklerini ve hatta başka bebekleri besleyemeye yetecek kadar süt üretebiliyorken neden son yıllarda sütü olmadığına inanan kadınların sayısı git gide artar oldu? Kadınlığı, kadınsal bilgeliği, dişi enerjiyi unutturan dünyevi düzen içinde kaybolan kadınlar, artık kendi bedenlerinin mükemmel ritmine inanmak yerine modern dünyanın önlerine sürdüğü formül mamaların büyüsüne kapılıyorlar.

Emzirmek sadece bebeğe memeden süt vererek onu beslemek değildir. Çigong pratisyeni, araştırmacı, Seattle Çigong ve Institute of Qigong & International Alternative Medicine kurucusu Dr. Guan Cheng Sun, kadınların göğüs bölgesindeki enerji noktasının (kalp çakrası) göğüsle birlikte çalışarak yenidoğan için spiritüel beslenme sağladığını şu şekilde açıklıyor;

“Emzirme doğal olarak kadının göğsüne yakın olan çakrayı, enerji noktasını etkinleştirir ve bu durum açığa çıkan enerjinin sütle birlikte çocuğa akmasını sağlar. Bu en az sütün kendisi kadar bebeğin büyümesine yardımcı olur. Bu çakra kalple birlikte çalışır. Bebeği destekler ve aynı zamanda korur. Lenf sisteminin ve dalağın enerjisine işaret eden güçlü bir mor rengi olabilir. Bebeğin lenf sistemini güçlendirir.”

Emzirmekten vazgeçmeyin. Bazen çok zor ve acılı olabilir ama hepsinin çaresi bulunur. Memeden verilen sütün yerini hiçbir biberon, hiçbir mama tutamaz!

Bu yazım 11 Kasım 2015 tarihinde Ht Hayatta yayınlanmıştır.

Bu yazıyı paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrPin on PinterestShare on Google+Print this pageEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.