Suda doğum

Suda doğum sağlıklı bir hamilelik süreci geçirmiş anne adayları için yurtdışında uzun yıllardır yapılan, ülkemizdeyse çok yeni olan bir doğum şeklidir. Uzun yıllar geçse de bizde çok yaygınlaşacağını sanmıyorum. Çünkü suda doğumlarda doktor, ebe neredeyse hiçbir şey yapmaz. Anneyi ıkınma sürecinde yönlendirir, cesaretlendirir, pozisyon önerebilir, bebeğin kalp atışlarını, annenin vücut sıcaklığını, kalp atışını ve tansiyonunu takip eder, suyun sıcaklığını kontrol eder ve gerekli gördüğü takdirde anneyi suyun dışına çıkartır. Doğum anında da bebeği karşılar ve annenin göğsüne verir. Yani bizim ülkemizdeki çoğu normal doğumda rutin olarak uygulanan suni sancı, epidural, epizyotomi, vakum, fundal baskı, sık nst takibi vs. gibi medikal müdahaleler suda doğumlarda rutin olarak kullanılmaz. Bu şekilde aslında yapılan doğum daha az müdahaleyle (hiçbir sorun yaşanmayan doğumlarda) ya da müdahalesiz gerçekleşir.

Suda doğumda annenin doğuma hazırlık eğitimi almış, yeterli bilgiye sahip ve içgüdülerini dinleyen biri olması çok önemlidir. Sonuçta doğumu yapacak kişi annedir. Suyun içinde bedenini dinleyerek istediği pozisyonda, içinden geldiği gibi ıkınarak bebeğini dünyaya getirecek kişi odur. Doktor ve ebe anneye destek olmak, bebeğini karşılarken ona rehberlik etmek, annenin ve bebeğin sağlık durumlarını kontrol etmek için oradalardır.

İlk destek olduğum suda doğum o kadar yumuşak ve güzel gerçekleşmişti ki, o gün suda doğurmasam bile doğumun ilk aşamasını (rahim ağzının açılma kısmı) havuzda geçirebileceğime karar vermiştim. Zaten anne adayları havuz kiraladılar ya da hastanelerin havuzlarından yararlandılar diye illa suda doğurmak zorunda değiller. Rahim ağzının açılma süresinde sıcak suyun vermiş olduğu gevşeme, ağrı kesici etkisi, rahatlama ve yerçekimi etkisinin azalma hissinden yararlanıp istedikleri anda suda çıkarak karada doğum yapmayı tercih edebilirler. (Havuzun olmadığı yerlerde duş da aynı rahatlatıcı etkiyi sağlar.)

Ben bir doula olarak doğumun medikal yönüyle hiç ilgilenmem, benim için önemli olan annelerin fiziksel ve duygusal olarak rahat olmalarıdır. Suyun ise bu konforu sağlamakta çok büyük yardımı olduğunu deneyimliyorum. Suyun içinde anneler istekleri gibi hareket edebiliyorlar. Ikınırken çömelebiliyor, dört ayak pozisyonunda durabiliyor, arkasına yaslanıp havuzun kenarındaki oturma bölümünden destek alabiliyorlar ve bu şekilde bebeklerini doğurabiliyorlar. Çok kişisel olacak ama her doğumda kadınların (orada doğurmayı tercih etmeseler de, orada doğurmaları için gerekli bir medikal durum olmasa da) rutin olarak doğum masasına yatırılıp, çoğu zaman ayaklarının sabitlenmesinin kadının doğurma gücünün azaltıldığını ve kendi doğumunda edilgen bir kişi olarak bırakıldığını düşünüyorum. Doğumu yapacak olan kadınken, parlak ışıkların altındaki kalabalık doğumhanede ne yapması gerektiğinin emirlerini karşısındaki insandan almayı bekleyen bir asker gibi, kendisine ne denirse onu yapmaya çabalıyor. Oysa ıkınırken kendi bedenini dinlemesi gerekiyor ve eğer yardıma ihtiyacı olursa doktoru ve ebesi zaten yanında. Belki o yüzden sudaki özgürlük hali hoşuma gidiyor. Sessizlik, loş ışıklar, tam bir mahremiyet, destek, özgürce doğuran kadın ve evet tüm bu özgürlük hali için desteği ona doktoru sağlıyor. Tabii ki bu özgürlük hali sadece suda olmuyor, kara doğumlarında da aynı desteği sağlayan doktorlar ve doktorlarına bebeklerini doğurabileceklerini hissettiren, bu konuda yeterli bilgiyi almış kendine ve bebeğine güvenen kadınlar var.

Medikal literatüre ilk geçen suda doğum 1805 yılında Fransa’ da gerçekleşmiş ve 1990 yılında tüm dünyada uygulanmaya başlamış. Bu arada pek çok bilimsel çalışma yapılmış, suda doğumun güvenilirliği, ne kadar sağlıklı olduğu tartışılmış. Bu çalışmalardan biri 3146 suda doğumu içeren, 11 randomize kontrollü çalışma (en güçlü kanıtları sağlayan, en iyi çalışma türü) sonucuna göre;

  • Doğumun ilk evresinde, suda doğum yönteminin kullanılması epidural/spinal/paraservikal analjezi gibi ağrı azaltıcı yöntemlere duyulan ihtiyacı anlamlı oranda azaltmakta olduğunu,
  • Doğumun 1. ve 2. evresini kısalttığını. (İlk doğumunu yapan kadınlarda 90dk)
  • Normal doğum ile kıyaslandığında ; operatif doğum oranlarında (forceps, vakum ve sezaryen) sezaryen doğum oranlarında, perine yırtıklarında ve annedeki enfeksiyonda oranlarında anlamlı bir fark bulunmamıştır.
  • Yenidoğan sonuçları; 5. dakika apgar skoru, yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı veya yenidoğan enfeksiyon oranları açısından da normal doğumla kıyaslandığında istatistiksel bir fark bulunmamıştır.

Suda doğum konusunda yapılmış başka kanıta dayalı bilimsel çalışmalar da var. Onların çıkardığı sonuçlar ise; Suda doğumlarda epizyotomi, perine yırtıkları, doğum sonu kanama, indüksiyon (suni sancı), annedeki enfeksiyon, operatif doğum, omuz takılması oranlarının daha az olduğunu, buna karşın annenin doğumdan memnuniyetinin arttığını, daha az ağrı hissettiğini söylüyor.

Tayland ve İngiltere’de yapılan çalışmalardaki sonuçlar ise; kadınların havuza girmeyi tercih etmelerinin başlıca nedeninin olası medikal müdahalelerden korumak amaçlı olduğu fark edilmiş. Eşler de havuza girdiğinde doğum ortamları aile olarak çok daha güçlü bir bağ kurulan hale gelmiş ve anneler yeniden doğum yapsam suyu tercih ederim demişler.

Umarım bizim ülkemizde de suda doğum yaygınlaşır ve bir lüks gibi görünmekten çıkar, dileyen her kadının kolaylıkla ulaşabileceği bir doğum yöntemi olarak hastanelerimizde yerini alır. Bunun olabilmesi için de umarım her ailenin doğuma hazırlık eğitimi alması devlet tarafından desteklenir. Kadınlar sadece doğum masalarında doğurmak zorunda bırakılmaz ve aktif doğum, suda doğum gibi annenin özgürce hareket etmesini destekleyen doğum yöntemleri hastanelerimiz ve doktorlarımız tarafından benimsenerek doğum yapacak olan annelerimize sunulur. 

Kaynaklar

1983-The Lancet:Birth Under Water-Michel OdentCENTRE

HOSPİTALİER GENERAL DE PİTHİVİERS –(December24/31,1983)

(Cluett ER,Burns E.Immersion in waterin labour and birth. Cochrane Database of Systematic Reviews 2009,Issu 2.Art)

Fetal Diagn Ther. 2000 Sep-Oct;15(5):291-300.

Waterbirths: a comparative study. A prospectivestudy on more than 2,000waterbirths.Geissbuhler V, Eberhard J.Clinic for Obstetrics and Gynecology, Thurgauisches Kantonsspital, Frauenfeld,Switzerland.

http://evidencebasedbirth.com/waterbirth/

 

Bu yazıyı paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrPin on PinterestShare on Google+Print this pageEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.